Çin'in Ticaret Gücü: ABD-Çin İlişkilerinde Yeni Dönem
Çin, ABD ile ticaret anlaşmazlığında güç kazanarak dünya ticaretindeki etkisini artırıyor. Ancak iç sorunlar da dikkat çekiyor.

Çin'in Ticaret Gücü: ABD-Çin İlişkilerinde Yeni Dönem
Son yıllarda, Çin ve ABD arasındaki ticaret gerilimi, dünya ekonomisinin en çok konuşulan konularından biri haline geldi. Geçtiğimiz Ekim ayında sona eren bir ticaret duraksaması, Pekin'in daha güçlü bir pozisyonda ayrılmasını sağladı. Bu durum, Asya'nın devinin dünya ticaretindeki etkisinin artmaya devam ettiğini gösteriyor.
Ticaret Anlaşmazlığında Çin'in Avantajı
Eski ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Başkanı Xi Jinping, Güney Kore'de bir araya gelerek ticaret müzakerelerini bir yıl süreyle askıya alma kararı aldılar. Bu anlaşma, Çin'in Washington'un ekonomik baskısına karşı koyabileceğini ve kritik üretim malzemeleri üzerinde sıkı bir kontrol sağlayabileceğini gösterdi. Çin, Amerikan şirketlerinin nadir toprak elementleri üzerinde kısıtlamalarla karşılaşabileceğini açıkça belirtti. DGA Grubu'ndan Joerg Wuttke, bu anlaşmanın Çin'in küresel üretim payını %30'dan %40'a yükseltebileceğini ifade etti.
İç Ekonomik Sorunlar
Ancak, Çin'in ticaret gücü artarken, iç ekonomide bazı zorluklar da baş göstermeye başladı. Gayrimenkul sektöründeki kalıcı bir durgunluk, yerel yönetimleri olumsuz etkiledi. Bu kriz, fiyatların düşmesine ve işçilerin maaşlarının azalmasına yol açtı. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Çin'in daha acil ve etkili önlemler alması gerektiğini vurguladı. Georgieva, büyük bir ülkenin yalnızca dış ticarete bağımlı olamayacağını belirterek, tüketimin artırılmasının daha sürdürülebilir bir büyüme kaynağı olabileceğini ifade etti.
Küresel Tedarik Zincirindeki Dominasyon
Çin, dünya genelindeki nadir toprak malzemelerin yaklaşık %90'ını işleme kapasitesine sahiptir ve elektrikli araçlar, dronlar gibi birçok anahtar tedarik zincirinde de hakimiyet kurmuştur. Bu durum, Batılı ülkeleri daha fazla riske sokuyor. Özellikle ilaç üretiminde kullanılan bazı bileşenlerin %80'inin Çin tarafından sağlandığı düşünülürse, bu durumun önemi daha da artıyor.
Çin, yabancı yatırımları kendi pazarına çekmek istiyor, ancak Avrupa'daki bazı stratejik sektörlerdeki Avrupa şirketlerinin, düzenleyici engeller ve güçlü rekabet nedeniyle dışlandığı bildiriliyor. Avrupa, Çin'in en büyük ihracat pazarı konumunda bulunuyor. Ancak, Trump ile yaşanan ticaret anlaşmazlığındaki zaferi, Çin'in diğer ticaret ortaklarına karşı daha az endişeli olmasına yol açtı.
Dönüşüm ve Gelecek
Çin'in ticaret fazlası, Avrupa Birliği ile 2023'te 305.8 milyar Euro'ya ulaşarak artış gösterdi. Ancak, bu büyüme, Çin'in zayıflayan para birimi ve iç ekonomik sorunları ile birlikte düşünüldüğünde, ticaret ortakları için ek bir sorun teşkil ediyor. Renminbi, Euro karşısında %8 değer kaybetti.
Sonuç olarak, Çin'in küresel ticaretteki gücü artarken, iç ekonomik sorunlar ve ticaret dengesizlikleri, diğer ülkeler için riskler oluşturuyor. Gelişen ülkeler, Çin'e bağımlı hale gelirken, bu durum onların sanayilerini tehdit edebilir. Ekonomistler, Çin'in ticaret politikalarının, gelişen ülkeler için Amerikan tarifeleri kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
Sonuç
Çin'in ticaret gücü, dünya ekonomisinde önemli bir rol oynamaya devam ediyor. Ancak, iç ekonomik sorunlar ve dış ticaret dengesizlikleri, bu gücün sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Ticaret stratejileri ve politikaları, hem Çin hem de diğer ülkeler için büyük önem taşıyor.